23 Temmuz 2007

İşte Seçim Sonuçları

Sevgili dostlar,
İşte dört gazetemizde seçim sonuçları. AKP gitmedi. Gitmesi istendi mi? Bence hayır.
Sevgiler,
Aydın Ergil









16 Temmuz 2007

Alaska - 2: Ketchikan

Yazı ve fotoğraflar Aslı Ergil (asliergil2@yahoo.com)


Bir önceki yazımızda Alaska'nın Hubbard Buzulu ile Skagway ve Juneau adlı kentlerinden söz etmiştik. Alaska'nın güneydoğu sahili üzerine kaleme aldığımız bu ikinci ve son bölümde Ketchikan ve çevresiyle ilgili izlenimlerimize değineceğiz.


Ketchikan



Ketchikan'in iskelesi, diğer kasabalardakilere göre daha küçük olduğundan, gemilerin hepsi birden aynı anda yanaşamıyor. Bazı büyük gemiler, yolcularını limana, "tendering" dedikleri, 20'şer kişilik küçük motorlu teknelerle ulaştırıyorlar. Biz de bu teknelerden birine binerek Ketchikan'a ulaşıyoruz, tıpkı diğer kasabalardaki gibi, iskelenin yakınındaki turizm bürosundan, Ketchikan'la ilgili broşür ve dergileri topluyoruz.


Ketchikan'dan, "canopy" turuna katılmak üzere otobüs ile ormanın içine gidiyoruz. Otobüsten indiğimizde, üstü açık ciplerle, Canopy etkinlik merkezine varıyoruz. Canopy'de derin bir vadi üzerinde iki yamaç arasında toplam 8 halat ve 3 asma köprü bulunuyor. En uzun halat 250 metre uzunluğunda, en yükseği ise vadiden 40 metre yükseklikte çekilmiş. Burada amaç, bir yamaçtan diğerine, güvenlik kemerleriyle halata asılı olarak kayarak geçmek. Bu geçişi, "Zip line" denen halatlara bir elimizle asılarak, diğer elimizle de frenleyerek gerçekleştiriyoruz. Yükseklik korkusunu yenmenin en iyi yöntemi bu halatlara asılmak olmalı. Asma köprülerden geçerken, aşağıda somon avlamaya gelen ayılara rastlarsanız şaşırmayın. İlk birkaç halat, diğerlerine göre daha kısa ve insanları eğitmek için kullanılıyor.


Dönüşte, başarımızdan (!) ötürü madalya veriyorlar ve çok lezzetli bir somon füme pate'si ikram ediyorlar. Tur rehberlerinin ve Ketchikan'ı bilen diğerlerinin önerisi üzerine, şehire vardığımızda Annabelle adlı lokantayı bulup, orada öğle yemeğini yiyoruz. Mönüde kimi somon fumeli, kimisi karışık deniz ürünlü chowder'lar (kremalı ve patatesli deniz ürünleri çorbası) var. Ana yemeklere gelince, garsonun önerisi "Halibut yanağı sandviçi" çok doğru bir seçim oluyor.


Yemekten sonra, dünyanın "som (somon) başkenti" Ketchikan'ı geziyoruz. Creek Street, Ketchikan'ın en ünlü ve en turistik sokağı. Burada eskiden genelevler bulunuyormuş, bir zamanların ünlü genelevi "Dolly'nın evi" şu anda müze olarak gezilebiliyor.


Eskiden genelev olarak kullanılan bu binaların çoğunda hatıra eşya, bölgeye özgü reçel ve şurup türleri satılıyor. Aynı sokakta, oranın gerçek yerlisi olan kızılderili sanatçıların satış mağazaları da bulunuyor. Bunlardan birindeki balıkçıyla söyleşirken, büyük gemilerin getirdiği turistlerin buranın balıkçı kültürünü nasıl yok ettiğini öğreniyoruz.


"Beyaz Adam" bölgeye ilk geldiğinde, kızılderiliye, yaşanacak en güzel yeri sormuş, kızılderili de gülerek, Ketchikan'ın bulunduğu yeri göstermiş. Oysa Ketchikan, Alaska'nın en yağmurlu bölgelerinden biri olarak biliniyor, "Beyaz Adam" bunu bilmeden oraya yerleşmiş. Balıkçının anlattığına göre, karşıdaki adada hava hep açık, buna karşılık, Ketchikan'da yılın en az 200 günü yağışlı geçiyor, ama bunun yanında yaz kış hava pek değişmiyor, kışın Alaska'nın içleri gibi soğuk olmuyor.


Alaska'ya kablolu yayın geleli çok olmamış, bundan önce daha sosyal olan Ketchikanlılar'ın televizyon izlemek için evlerine kapandığını anlatıyor görüştüğümüz kişiler. Kışın, gemiler bu bölgeye gelmediğinden, Alaska ve Ketchikan'da kalanların çoğu kış mevsimini geçirmek için, dükkanlarını kapatıp sıcak ülkelere göç ediyorlar. Geriye kalanlar ise buranın gerçek yerlileri. Alaska'nın somon başkenti olan Ketchikan'da, hatıra eşya satan mağazalar dışında, somon füme ve geyik sucuğu satan küçük dükkanlar da bulunuyor.


Zamanınız olursa, Ketchikan'a 4 km uzaklıktaki Saxman adındaki kızılderili köyünü gezin. Yerliler, ziyaretçilere büyük saygı duyarak kültürlerini tanıtmaya çalışıyorlar. Dünyanın en zengin totem kuleleri kolleksiyonuna sahip olan bu köyde, yerli evini gezerken Tlingit kültürü konusunda bilgi edinmek ve onların yaşam tarzlarını görmek mümkün. Ayrıca Cape Fox dansçılarının gösterisi de izlemeye değer.


Misty Fjords (fiyordlar) adındaki doğa harikası ise mutlaka görülmeli, çok övülen yerlerden biri.


Inside Passage'de görülecek çok fazla yer var. Bunlar arasında, helikopterle buzulların üzerine inebilirsiniz ya da denizden kalkan pervaneli uçaklarla dağları ve buzulları yukardan izleyebilirsiniz, köpeklerin karların üzerinde çektiği kızaklarla, yerlilerin eskiden ve halen nasıl yolculuk ettiğini keşfedebilirsiniz.

Cumhuriyet, Gezi Eki, Sayı: 89, 4 Temmuz 2007

5 Temmuz 2007

Muhsin Küfeli'yi de yitirdik

Sevgili dostlar,

Biraz önce bir acı haber daha geldi. Vedat beyin en yakınında bulunmuş öğrencilerinden, yıllar önce Cumhuriyet'te düzeltmenlikle iş yaşamına atılıp, Yeni Ufuklar'da şiirleri yayınlanmış, sevgili arkadaşımız, Muhsin Küfeli bugün yaşamını yitirdi.

Cenazesi yarın (5 Temmuz Perşembe) ikindi namazı sonrasında Ataköy 5. Kısım Camiinden kaldırılacak.

O artık bir "Özgür Çiçek". Işıklar içinde yatsın.

Sevgi ve saygılarımla,
Aydın Ergil



Özgür Çiçek

Uzun soluklu sevinçler de yaşadım
Kısa hüzünler de
Ama hangisinin saçlarına
Takılıp kaldı yüreğim.

Eski gülüşler mi var
Buğulu düşlerinde çocukların
Yalnız güvercinler
Avlulardan çıkıp
Bir ürperti bıraktılar gökyüzüne.

Her gece bir ak gelecek ekiliyorsa
Doğurgan toprağına sevinin
Öyleyse neden karanlık
Duvarlarını örüyor çevremize.

Ölüm özgür bir çiçekse
Ya göğsümüzde açar
Ya dağbaşlarında
Umut ki gülüşündedir senin
Ve yarına bakan gözlerinde.

Muhsin Küfeli

(Yeni Ufuklar, Sayı 231, Aralık 1972)

1 Temmuz 2007

Magdi Rufer'i de yitirdik, Vedat Beyi anıyoruz



Sevgili dostlar,

Biz Vedat Beyi, ölümünün üçüncü yılında anmaya hazırlanırken, Sabahattin Eyuboğlu'nun yoldaşı, Vedat beyin dostu Magdi Rufer de 27 Haziran Çarşamba günü aramızdan ayrıldı. Işıklar içinde yatmasını diliyorum.

Bildiğiniz gibi Vedat Günyol, 9 Temmuz 2004'de aramızdan ayrılmıştı. Ben, bu yıl da 9 Temmuz Pazartesi günü, saat 11:00'de birkaç dostumla, Karacaahmet Gömütlüğünde Vedat Beyi anmayı planlıyorum.

Vedat beyin dostları, onu anmanın rakısız olmaması gerektiğini anımsattılar. 8 Temmuz Pazar akşamı, katılmak isteyen dostlarla bir akşam yemeğinde buluşmayı kararlaştırdık. Muharrem, Bostancı'daki Hatay lokantasında Mehmet Ali Bey ile görüştü. Yemeğe katılacak dostlar, yemek ve içki bedeli olarak lokantaya 40 YTL ödeyecekler. Ancak masayı ayırtabilmemiz için katılacakların 6 Temmuz akşamına değin Muharrem'e ya da bana bildirmeleri gerekiyor.

Sevgi ve saygılarımla,
Aydın Ergil


Eğer görüntüleyebiliyorsanız, yukardaki resimde Magdi Rufer, 10 Temmuz 2004'de Vedat beyin cenaze töreninde Halet Çambel ve Hüseyin Erdem ile söyleşirken görülüyor.


__,_._,___

2 Mayıs 2007

Foklar ve Somlar Arasında ALASKA - 1

Hubbard Glacier, Skagway, Juneau

Yazı ve fotoğraflar Aslı Ergil (asliergil2@yahoo.com)

Alaska denince akla neler gelir? Benim aklıma, insan eli değmemiş doğa harikaları, soğuk, som ve 80’li yılların sonunda, bir gemiden akarak kıyıları karartan petrol geliyor. Bu eyaleti birkaç sözcüğe sığdırmak olanaksız, Alaska’yı salt bu sözcüklerle betimlemek ona çok büyük bir haksızlık olurdu. Alaska’yı görmenin en iyi yollarından biri, oraya gemi yolculuğu yapmak. Yaz aylarında düzenlenen büyük gemi yolculuklarında, karadan ulaşılamayan birçok yeri görmek mümkün. Aşağıdaki birkaç şehir bunlardan sadece birkaç tanesi ve yedi günlük gemi yolculuğu sırasında gördüğümüz yerler. Bu yolculukta Alaska’nın Kanada ile Pasifik (Büyük Okyanus) arasında kalan “Inside Passage” (İç geçit) adlı güneydoğu bölgesini tanıdık.

Gemiyle vardığımız en kuzey nokta Hubbard Glacier (Hubbard Buzulu). Burada kızılderili bir rehber gemiye katılıp, gemi orada birkaç tur atarken, bize buranın yerel ismini ve önemli bilgilerini veriyor. Hubbard Buzulu, Alaska’nın dalga suyu ile oluşmuş en büyük buzulu olarak biliniyor. 122 km uzunluğunda olan buzul, 10 km genişliğinde. Buzulun kimi kısmı parlak mavi, kimi kısmı kara ve çoğu bölümü beyaz. Büyük gemiler, buzulun çok yakınına yanaşırken, insan bunun buzula zarar verip vermeyeceğini merak ediyor.

Skagway

Skagway, Alaska’nın altın arayışı için kurulan şehirlerinden biri. Skagway’in nüfusunun 856 kişi olmasına karşın, oraya gelen ikibin kişilik büyük gemilerle şehirin nüfusu bir anda 15-20 bine çıkabiliyor. Buraya uğradığınızda, turizm bürosuna giderseniz, kent içindeki ücretsiz bir yürüyüş turuna katılabilirsiniz. Tura çok fazla ilgi olduğundan, büroya erken uğrayıp yürüyüş için adınızı yazdırmanız gerekiyor.

Skagway’den, White Pass (Beyaz Geçit) geçidi yönünde hareket eden “White Pass and Yukon Route Railroad” treniyle, güzelim sisin arkasında gizlenen dağların içinde üç saatlik bir yolculuk yaparak doğayı izlemek ve altın arayışındaki günlerde yaşanmış zorlukları hissetmek mümkün. Yolculuk boyunca buzulları, şelaleleri, çelik köprüleri, boğazları, geçitleri, yerel bitkileri, çiçekleri ve böğürtlen türlerini görebilirsiniz. Demiryolunun özel bir şirket tarafından yapımı iki yıl sürmüş ve hat 1898’de hizmete girmiş. Bu tren, altın arayışı içinde olanlara büyük yarar sağlamış, hat ise, Eyfel Kulesi ve Özgürlük Anıtı gibi, dünyanın mühendislik harikalarından biri olarak anılıyor. Öte yandan, yapımı devlet tarafından gerçekleştirilen karşı dağdaki karayolu ise 10 senede tamamlanabilmiş.

Skagway’e geri döndüğümüzde, Lower Dewey Lake’e (Aşağı Dewey Gölü’ne) iki saatlik bir yürüyüş yapıyoruz. İlk gördüğümüz manzara harika bir su birikintisi. Birkaç yüz metre daha yürüyerek Skagway’in de görülebildiği ilkinden daha da güzel bir doğal ortama ulaşıyoruz ve yorgunluğumuza değiyor.

Ormanın içinden geçildiğinden, burada yalnız yürümemek gerekiyor. Burada ayılara rastlamanız şaşırtıcı birşey olmaz. Ormanın içinde yürürken, bir ara durun ve gözlerinizi kapatıp doğayı dinleyin, ağaçların ve doğanın “sesini” belki de benim gibi ilk defa işitiyor olabilirsiniz. Türkuvaz buzul suları ile beslenen göle baktığınızda, dağların ve çam ağaçlarının manzarasının ayna gibi gölde yansıdığının ayırdına varacaksınız. Oraya mutlaka kamera ile gidin.

Skagway’de ana caddede yürürseniz, hemen yanda akan çayın içinde somlar göreceksiniz. Eylül ayında, suyun akışının ters tarafına doğru yüzen somlar buraya “yumurtlamaya ve ölmeye” geliyorlar.

Skagway’de en çok kuyumcular ve hatıra eşya satan mağazalar var.

Juneau

Juneau ikinci vardığımız liman. Alaska’nın başkenti olan bu şehire salt deniz ya da hava yoluyla ulaşılabiliyor. Gördüğümüz üç şehir arasında en büyüğü olan Juneau’da etkinlik çok.

Biz, sağanak yağmur altında, “kayak” denilen iki kişilik teknelerde, çift taraflı kürek çekmeyi yeğledik. Bu “kayak” yolcuğumuz sırasında, uzaktan da olsa, sisler içinde beliren Mendenhall Buzulu’nu keşfettik. Kürek çekerken, “bald eagle”ları (kartalları) çok yakından görme olanağını buluyoruz. Bu kuşlar buradaki med-cezir’den yararlanarak balık avlamaya çıkıyorlar. Bizi izleyen foklar, çok utangaç olduklarından, bizim onları gördüğümüzün ayırdına vardıkları anda suya dalıyorlar.

Burayı ziyaret eden birçok insan, bu toprakların, rüzgarın, yağmurun, bulutların ve suların âşığı olup burada yaz-kış kalmaya karar verirse, hükümetin verdiği yıllık petrol geliri payının bir parçasını alıyorlarmış. Her ne kadar Alaska’nın kışı soğuk ve karanlık geçse de, oranın insanının oradan ayrılmaya pek niyeti yok.

“Twisted Fish” (“şaşkın balık” anlamına geliyor) lokantasında Alaska’nın günlük çıkan, taze balıklarını sıcak bir çorba eşliğinde yiyoruz. Lokantada çok fazla çeşit var, bizim seçtiğimiz yemek, içinde birçok yerel balığın yer aldığı “seafood platter”. Lokantanın tam yanında ise, büyük som füme üreticilerinin “Taku” adındaki satış mağazası bulunuyor. Burada çıkan som çeşitlerinden en bilineni Sockeye Salmon. Pasifik’te yabani (wild) olarak gelişen bu tür, yiyecek ararken çok seçici olduğundan, etinin temizliği ve kırmızılığı ile biliniyor.

Juneau’da, kent dışında görebileceğiniz yerlerin başında, Mendenhall Buzulu yer alıyor. Bu buzula otobüs ya da teleferik ile ulaşmak mümkün. Geminiz Juneau’da fazla kalmıyorsa, kent dışı bir etkinliğe katılmak yerine, Juneau’yu gezmeyi yeğleyebilirsiniz.

Bir sonraki yazımızda Ketchikan ve çevresinden söz edeceğiz.




Yazı ve fotoğraflar Aslı Ergil (asliergil2@yahoo.com)


Alaska denince akla neler gelir? Benim aklıma, insan eli değmemiş doğa harikaları, soğuk, som ve 80'li yılların sonunda, bir gemiden akarak kıyıları karartan petrol geliyor. Bu eyaleti birkaç sözcüğe sığdırmak olanaksız, Alaska'yı salt bu sözcüklerle betimlemek ona çok büyük bir haksızlık olurdu. Alaska'yı görmenin en iyi yollarından biri, oraya gemi yolculuğu yapmak. Yaz aylarında düzenlenen büyük gemi yolculuklarında, karadan ulaşılamayan birçok yeri görmek mümkün. Aşağıdaki birkaç şehir bunlardan sadece birkaç tanesi ve yedi günlük gemi yolculuğu sırasında gördüğümüz yerler. Bu yolculukta Alaska'nın Kanada ile Pasifik (Büyük Okyanus) arasında kalan "Inside Passage" (İç geçit) adlı güneydoğu bölgesini tanıdık.


Gemiyle vardığımız en kuzey nokta Hubbard Glacier (Hubbard Buzulu). Burada kızılderili bir rehber gemiye katılıp, gemi orada birkaç tur atarken, bize buranın yerel ismini ve önemli bilgilerini veriyor. Hubbard Buzulu, Alaska'nın dalga suyu ile oluşmuş en büyük buzulu olarak biliniyor. 122 km uzunluğunda olan buzul, 10 km genişliğinde. Buzulun kimi kısmı parlak mavi, kimi kısmı kara ve çoğu bölümü beyaz. Büyük gemiler, buzulun çok yakınına yanaşırken, insan bunun buzula zarar verip vermeyeceğini merak ediyor.



Skagway


Skagway, Alaska'nın altın arayışı için kurulan şehirlerinden biri. Skagway'in nüfusunun 856 kişi olmasına karşın, oraya gelen ikibin kişilik büyük gemilerle şehirin nüfusu bir anda 15-20 bine çıkabiliyor. Buraya uğradığınızda, turizm bürosuna giderseniz, kent içindeki ücretsiz bir yürüyüş turuna katılabilirsiniz. Tura çok fazla ilgi olduğundan, büroya erken uğrayıp yürüyüş için adınızı yazdırmanız gerekiyor.


Skagway'den, White Pass (Beyaz Geçit) geçidi yönünde hareket eden "White Pass and Yukon Route Railroad" treniyle, güzelim sisin arkasında gizlenen dağların içinde üç saatlik bir yolculuk yaparak doğayı izlemek ve altın arayışındaki günlerde yaşanmış zorlukları hissetmek mümkün. Yolculuk boyunca buzulları, şelaleleri, çelik köprüleri, boğazları, geçitleri, yerel bitkileri, çiçekleri ve böğürtlen türlerini görebilirsiniz. Demiryolunun özel bir şirket tarafından yapımı iki yıl sürmüş ve hat 1898'de hizmete girmiş. Bu tren, altın arayışı içinde olanlara büyük yarar sağlamış, hat ise, Eyfel Kulesi ve Özgürlük Anıtı gibi, dünyanın mühendislik harikalarından biri olarak anılıyor. Öte yandan, yapımı devlet tarafından gerçekleştirilen karşı dağdaki karayolu ise 10 senede tamamlanabilmiş.


Skagway'e geri döndüğümüzde, Lower Dewey Lake'e (Aşağı Dewey Gölü'ne) iki saatlik bir yürüyüş yapıyoruz. İlk gördüğümüz manzara harika bir su birikintisi. Birkaç yüz metre daha yürüyerek Skagway'in de görülebildiği ilkinden daha da güzel bir doğal ortama ulaşıyoruz ve yorgunluğumuza değiyor.


Ormanın içinden geçildiğinden, burada yalnız yürümemek gerekiyor. Burada ayılara rastlamanız şaşırtıcı birşey olmaz. Ormanın içinde yürürken, bir ara durun ve gözlerinizi kapatıp doğayı dinleyin, ağaçların ve doğanın "sesini" belki de benim gibi ilk defa işitiyor olabilirsiniz. Türkuvaz buzul suları ile beslenen göle baktığınızda, dağların ve çam ağaçlarının manzarasının ayna gibi gölde yansıdığının ayırdına varacaksınız. Oraya mutlaka kamera ile gidin.


Skagway'de ana caddede yürürseniz, hemen yanda akan çayın içinde somlar göreceksiniz. Eylül ayında, suyun akışının ters tarafına doğru yüzen somlar buraya "yumurtlamaya ve ölmeye" geliyorlar.


Skagway'de en çok kuyumcular ve hatıra eşya satan mağazalar var.


Juneau


Juneau ikinci vardığımız liman. Alaska'nın başkenti olan bu şehire salt deniz ya da hava yoluyla ulaşılabiliyor. Gördüğümüz üç şehir arasında en büyüğü olan Juneau'da etkinlik çok.


Biz, sağanak yağmur altında, "kayak" denilen iki kişilik teknelerde, çift taraflı kürek çekmeyi yeğledik. Bu "kayak" yolcuğumuz sırasında, uzaktan da olsa, sisler içinde beliren Mendenhall Buzulu'nu keşfettik. Kürek çekerken, "bald eagle"ları (kartalları) çok yakından görme olanağını buluyoruz. Bu kuşlar buradaki med-cezir'den yararlanarak balık avlamaya çıkıyorlar. Bizi izleyen foklar, çok utangaç olduklarından, bizim onları gördüğümüzün ayırdına vardıkları anda suya dalıyorlar.


Burayı ziyaret eden birçok insan, bu toprakların, rüzgarın, yağmurun, bulutların ve suların âşığı olup burada yaz-kış kalmaya karar verirse, hükümetin verdiği yıllık petrol geliri payının bir parçasını alıyorlarmış. Her ne kadar Alaska'nın kışı soğuk ve karanlık geçse de, oranın insanının oradan ayrılmaya pek niyeti yok.


"Twisted Fish" ("şaşkın balık" anlamına geliyor) lokantasında Alaska'nın günlük çıkan, taze balıklarını sıcak bir çorba eşliğinde yiyoruz. Lokantada çok fazla çeşit var, bizim seçtiğimiz yemek, içinde birçok yerel balığın yer aldığı "seafood platter". Lokantanın tam yanında ise, büyük som füme üreticilerinin "Taku" adındaki satış mağazası bulunuyor. Burada çıkan som çeşitlerinden en bilineni Sockeye Salmon. Pasifik'te yabani (wild) olarak gelişen bu tür, yiyecek ararken çok seçici olduğundan, etinin temizliği ve kırmızılığı ile biliniyor.


Juneau'da, kent dışında görebileceğiniz yerlerin başında, Mendenhall Buzulu yer alıyor. Bu buzula otobüs ya da teleferik ile ulaşmak mümkün. Geminiz Juneau'da fazla kalmıyorsa, kent dışı bir etkinliğe katılmak yerine, Juneau'yu gezmeyi yeğleyebilirsiniz.


Bir sonraki yazımızda Ketchikan ve çevresinden söz edeceğiz.


(Cumhuriyet Gazetesi Gezi Eki Sayı 79, 25 Nisan 2007)